Ben sana: Söyle emmoğlu, karanlık nedir? diye sorsam, muhtemelen evinde bir kütüphane olmadığından, o olmayan kütüphanende de bir Türkçe sözlük bulunmadığından, gayrı safi milli hasılanın sana düşen payından daha pahalı telefonundan...
Böyle bir gün değildi. Soğuktu. İliklerimizi üşütecek kadar sert bir kıştan çıkmamıştık henüz. Mart'tı. Dertti. Hatırlamıyorum kimdi, ama: 'Muhsin Abinin helikopteri düşmüş!” dedi biri. Ben: ' Televizyon!” diye bağırmışım....
Dedemin güzel oğlu, arayıp da: 'Abi, yazar mısın?” dediğinde, sormaktan ziyade nezaket ifadesi olarak kullanılmış soru ekini zihnim algılamadı bile. 'Yaz”a kodlandı nedense. Her ikisinin de cennet mekan olduğuna inandığım dedem...